LinkedIn’de İK içerik planı, ilanı paylaşıp beklemekten çok daha fazlası: doğru adaylarla düzenli temas kurup ölçülebilir bir aday havuzu oluşturma işi. Burada hedef “herkese görünmek” değil; doğru kitle sinyallerini (profil ziyareti, kaydetme, yorum, mesaj, başvuru niyeti) biriktirip bunları profil ziyareti → mesaj → başvuru akışına bağlamak. Bu akış oturduğunda LinkedIn, işe alım tarafında tahminle değil, takip ettiğiniz sayılarla yönetilen bir kanala dönüşür.
Başlarken şu noktaları netleştirmek işinizi kolaylaştırır:
- “Aday havuzu”nun tanımı: Bugün başvurmasa bile yarın konuşabileceğiniz, izinli ve etiketli bir aday listesi
- Takip edeceğiniz sayılar: profil ziyaretleri, kaydetmeler, gelen mesajlar, başvuruya giden görüşmeler
- İçerik sütunları: rol gerçekleri, süreç şeffaflığı, ekip/kültür, kariyer gelişimi
- Ritim: haftada 2–3 paylaşım + düzenli yorum görünürlüğü
- Akış: içerik → profil → mesaj → uygun rol/komünite → başvuru
LinkedIn’de İK içerik planı neden “ilişki biriktirme” ile başlar?
LinkedIn’in İK için asıl gücü, tek seferlik ilan görünürlüğü değil; ilişki biriktirme ve güven inşa etmesidir. İlan, adayın yolculuğunda çoğu zaman “son adım”dır. Adayın sizi tanıması, rolü anlaması ve “buraya başvurmak mantıklı” demesi ise daha önce gördüğü içeriklerle olur. Bu bakış, LinkedIn pazarlaması mantığının İK’daki karşılığıdır: doğru kişiye, doğru mesajı, doğru sırayla göstermek.
Aday havuzu ne demek, LinkedIn’de nasıl görünür hâle gelir?
Aday havuzu; aynı gün başvuru yapmayan ama sizinle temas kurmuş, rol/alan ilgisi belli olan ve tekrar iletişime açık adayların listesidir. LinkedIn’de bu havuz, şu davranışlarla görünür hâle gelir: gönderiyi kaydetme, yorum yapma, profilinizi ziyaret etme, bağlantı isteği gönderme, mesaj atma veya etkinliğe katılma.
İK için 3 temel çıktı: görünürlük, güven, başvuru niyeti
İyi bir LinkedIn’de İK içerik planı üç şeyi aynı anda üretir:
- Görünürlük: Doğru adayların akışında düzenli görünmek
- Güven: Süreç ve rol hakkında belirsizliği azaltmak
- Başvuru niyeti: Adayın “konuşalım” demesini sağlayan net çağrı (mesaj/form/e-posta)
Başlangıç hedefi: “daha çok takipçi” değil, doğru aday sinyali
Yeni başlayan İK profesyonelleri için en sağlıklı hedef, “takipçi sayısı” yerine doğru sinyal toplamaktır. Çünkü LinkedIn algoritması (ve sizin işe alım gerçekliğiniz) şunu sever: doğru kişilerin içeriği okuması, kaydetmesi, yorumlaması ve profilinize gelmesi. Bu sinyaller arttıkça, içerikleriniz benzer profillere daha sık gösterilir. LinkedIn pazarlaması tarafında da aynı prensip geçerlidir: nicelikten önce doğru sinyal.
LinkedIn’de İK içerik planı için aday yolculuğunu netleştirin
LinkedIn pazarlaması yaklaşımı, İK’da “aday yolculuğu”nu netleştirir: doğru kişilere, doğru mesajı, doğru sırayla gösterecek bir düzen kurarsınız. İK tarafında bu düzen, adayın başvuruya gelene kadar yaşadığı belirsizlikleri azaltır; siz de hangi içeriğin hangi davranışı tetiklediğini daha rahat görürsünüz.
Aday yolculuğu akışı: farkındalık → değerlendirme → başvuru
Adayın akışı genellikle şöyle ilerler:
- Farkındalık: Sizi ilk kez görür (yorumunuz, paylaşımınız, birinin etiketlemesi)
- Değerlendirme: Profilinize bakar, eski paylaşımları okur, şirketi araştırır
- Başvuru: Mesaj atar, form doldurur veya ilana başvurur
Bu üç aşamayı beslemeyen bir düzen kurulduğunda, ilan paylaşımları “gürültü” gibi kalabilir. LinkedIn pazarlaması bakışı burada işe yarar: her içerik bir sonraki adıma hizmet eder.
İçerik hangi soruları azaltmalı?
Adaylar çoğu zaman “yetenek”ten önce belirsizlik yüzünden vazgeçer. İçerikleriniz şu soruları azaltmalı:
- Rol belirsizliği: Bu işte günüm nasıl geçecek?
- Kültür belirsizliği: Ekip nasıl çalışıyor, beklenti ne?
- Süreç belirsizliği: Kaç adım var, neye göre eleniyorum?
- Ücret bandı belirsizliği: En azından seviye/çerçeve var mı?
Ücret bandı paylaşmak her şirkette mümkün olmayabilir; ama “kıdem seviyesi, yan hak yaklaşımı, çalışma modeli (hibrit/uzaktan/ofis)” gibi çerçeveler bile adayın kararını hızlandırır.
Takip edilecek sayılar: profil ziyaretleri, kaydetmeler, mesajlar, başvuruya giden görüşmeler
İK için LinkedIn kullanımı, “gösterim”den çok şu sayılara bakınca anlam kazanır:
- Profil ziyaretleri: İçerik doğru kişiyi çekiyor mu?
- Kaydetmeler: Aday “sonra tekrar bakacağım” diyor mu?
- Mesaj sayısı: İçerik konuşma başlatıyor mu?
- Başvuruya giden görüşmeler: Mesajdan sonra doğru yönlendirme var mı?
LinkedIn’de İK içerik planı: insan sesi ve kurum sesi birlikte nasıl çalışır?
LinkedIn’de içerik üretimi tek bir hesapla yapılmak zorunda değil. İK’da en iyi sonuçlar genellikle “insan sesi” ile “kurum sesi”nin birlikte çalışmasıyla gelir.
İK profesyoneli, işe alım yöneticisi ve şirket sayfası: rollerin ayrımı
Pratik bir ayrım şöyle olabilir:
- İK profesyoneli: süreç şeffaflığı, rol gerçekleri, aday deneyimi, yetenek topluluğu
- İşe alım yöneticisi: ekip hedefleri, teknik/iş bağlamı, başarı ölçütleri, örnek projeler
- Şirket sayfası: duyurular, kültür içerikleri, etkinlikler, toplu ilanlar
Bu ayrım, adayın kafasında “kim neyi anlatıyor?” sorusunu netleştirir.
Adayın gözünden güven: “insan” sesi mi, “kurum” sesi mi?
Adaylar çoğu zaman kişisel profillerdeki içerikleri daha “gerçek” bulur; şirket sayfası ise resmiyet ve tutarlılık sağlar. Bu yüzden, özellikle başlangıç seviyesinde, kişisel profilden düzenli paylaşım + şirket sayfasında seçilmiş içeriklerin yeniden kullanımı iyi çalışır. Bu konuyu daha geniş açıdan okumak isterseniz şirket sayfası ve kişisel profilin birlikte yönetimi yazısı iyi bir çerçeve sunar.
Yeni başlayanlar için en kolay formatlar
Başlangıçta üretimi sürdürülebilir kılmak önemli. Genellikle en kolay formatlar:
- Metin + tek görsel: rol gerçekleri, süreç adımları, sık sorulan sorular
- Kaydırmalı PDF (carousel): “süreç nasıl işliyor?”, “mülakat ipuçları” gibi adım adım anlatımlar
- Kısa video: 30–90 saniyelik “ekip tanışma”, “rolün etkisi” anlatımı (konuşma metniyle)
Video düşünüyorsanız, LinkedIn’in format beklentileri farklı olabiliyor. LinkedIn video 2026 yazısı, dikey formatın nasıl uyarlanacağını anlatıyor.
LinkedIn’de İK içerik planı öncesi: profil ve ağ temelini kurun
Etkili LinkedIn kullanımı, içerikten önce “profil ve ağ” temelini düzeltmekle başlar. Çünkü iyi içerik, adayın profilinize geldiği anda boşa düşmemeli. LinkedIn pazarlaması tarafında da aynı kural geçerli: trafik getiriyorsanız, iniş noktası net olmalı.
Profil kontrol listesi: başlık, hakkında, öne çıkanlar, deneyim
Profiliniz bir açılış sayfası gibi çalışır. Şunları kontrol edin:
- Başlık: Sadece unvan değil; hangi rollerle çalıştığınız ve sektör (ör. “Tech hiring | Yazılım & ürün ekipleri”) gibi bağlam
- Hakkında: Adaya ne sunduğunuz (şeffaf süreç, hızlı geri dönüş, rol netliği) ve nasıl iletişime geçeceği
- Öne çıkanlar: Aktif ilan, yetenek topluluğu formu, şirket kültür sayfası, etkinlik kaydı
- Deneyim: Şirket/rol açıklamalarında adayın anlayacağı dil; iç jargon minimum
Ağ kurma rutini: kimi eklemeli, kimi takip etmeli?
Aday havuzu için ağ kurarken “herkesi eklemek” yerine, hedeflediğiniz rollerin çevresini büyütün:
- Hedef rolün kendisi (ör. veri analisti, satış temsilcisi)
- O rolün yöneticileri
- Aynı alanda içerik üreten kişiler (topluluk liderleri, eğitmenler)
- Üniversite/bootcamp toplulukları ve kariyer merkezleri
Bağlantı isteği atarken kısa bir not kullanmak dönüşü artırır. Bağlantı isteği notu şablonları içinden size uygun bir tonu seçebilirsiniz.
Yorum stratejisi: doğru kişilerin gönderilerinde görünür olma
İçerik üretimi kadar, doğru yerlerde yorum yapmak da görünürlüğü taşır. İK için iyi bir yorum stratejisi:
- Hedef rolün konuştuğu konularda (teknoloji, satış, tasarım) düzenli yorum
- İşe alım yöneticilerinin ve sektör liderlerinin paylaşımlarında “ek bilgi” veren yorum
- Genel motivasyon cümleleri yerine, 1–2 somut gözlem veya mini örnek
LinkedIn’de İK içerik planı için içerik sütunları ve konu seçimi
LinkedIn’de aday havuzu büyütmek için içerik üretimi, “çok paylaşım” değil; aynı temaları farklı açılardan düzenli işlemek demektir. Adayın kafasındaki belirsizlikleri azaltan içerikler, ilan dönemleri dışında da havuzu canlı tutar. Bu düzen, LinkedIn pazarlaması yaklaşımındaki “tutarlı mesaj” fikriyle birebir örtüşür.
4 içerik sütunu: rol gerçekleri, süreç şeffaflığı, ekip/kültür, kariyer gelişimi
İK için en pratik içerik sütunları:
- Rol gerçekleri
- Günlük iş, başarı ölçütü, zorlayıcı taraflar, kimler için uygun olduğu
- Süreç şeffaflığı
- Adımlar, değerlendirme kriterleri, geri dönüş yaklaşımı, örnek soruların çerçevesi
- Ekip/kültür
- Çalışma biçimi, iletişim ritmi, ekip yapısı, karar alma şekli
- Kariyer gelişimi
- Öğrenme kaynakları, mentorluk, iç mobilite, performans değerlendirme yaklaşımı
Kültür tarafını şirket sayfasıyla bağlamak isterseniz LinkedIn Hayat sekmesi yazısı, adayın görmek istediği içerik türlerini iyi özetliyor.
İlan paylaşımını “içerik”e çevirme
İlanı olduğu gibi paylaşmak yerine, ilanı besleyen 2–3 içerik üretin. Örnek dönüşüm:
- Rolün problemi: “Bu rolde çözülen ana problem ne?”
- Etki alanı: “Bu kişi 3 ay sonra neyi iyileştirmiş olacak?”
- Örnek gün: “Bir gün nasıl geçiyor? Toplantı/odak çalışma dengesi?”
Bu yaklaşım, ilanı “okunur” hâle getirir ve LinkedIn’in içeriği doğru adaylarla eşleştirmesine yardım eder. İlan paylaşımlarında erişim dalgalanıyorsa LinkedIn işe alım paylaşımlarında erişim neden düşer? yazısındaki örnekler de işinize yarar.
Adayı aksiyona götüren çağrılar: mesaj, form, e-posta, yetenek topluluğu
Her paylaşımın tek bir “sonraki adımı” olsun. İK içeriklerinde iyi çalışan çağrı örnekleri:
- Mesaj: “Bu rol sizde hangi soruyu doğurdu? Yazın, birlikte netleştirelim.”
- Form: “Yetenek topluluğuna katılmak isterseniz kısa form burada.”
- E-posta: “CV yerine LinkedIn profilinizi e-posta ile paylaşabilirsiniz.”
- Etkinlik: “Ekip tanışma oturumuna kayıt linki öne çıkanlarda.”
LinkedIn’de İK içerik planı için haftalık ritim: paylaşım + yorum dengesi
Başlangıç seviyesinde en iyi plan, “mükemmel içerik” değil; sürdürülebilir bir ritimdir. Çünkü LinkedIn, düzenli ve tutarlı sinyali sever: benzer kitle, benzer konu, benzer kalite. LinkedIn pazarlaması tarafında da ritim, algoritmanın sizi “tahmin edilebilir” bir üretici olarak konumlamasına yardımcı olur.
Haftada 2–3 paylaşım + düzenli yorum: en uygulanabilir rutin
Birçok ekip için haftada 2–3 paylaşım, hem üretilebilir hem de ölçülebilir bir tempo sağlar. Yorum tarafında ise “sayı tutturmak” yerine, hedef rolün konuştuğu hesaplarda düzenli görünmeyi hedefleyin. Böylece görünürlük sadece kendi akışınızda değil, doğru kişilerin takip ettiği gönderilerde de artar.
Paylaşım gün/saat denemesi: birkaç hafta gözlemleyip netleştirme
Tek bir “en iyi saat” yok; sektör, hedef rol ve takipçi alışkanlığına göre değişir. Aynı içerik türünü farklı gün/saatlerde deneyip şu sinyallere bakın: kaydetme, profil ziyareti ve mesaj. Gösterim artıp bu sinyaller artmıyorsa, doğru kitleye gitmiyor olabilirsiniz.
Kademeli büyüme mantığı: ani sıçrama yerine düzenli sinyal biriktirme
İK tarafında ani sıçramalar çoğu zaman “yanlış kitle”yi de getirir. Daha sağlıklı olan, düzenli içerik + doğru ağ + doğru çağrı ile kademeli ilerlemektir. Bu, hem algoritma tarafında doğal görünür hem de sizin havuzunuzda etiketlenebilir aday birikmesini sağlar.
LinkedIn’de İK içerik planı sonrası: aday havuzu sistemini kurun
Aday havuzu sistemi kurmak için pahalı bir yazılıma şart değil. Önemli olan, LinkedIn’den gelen sinyali kaybetmemek ve tekrar iletişimi izinli şekilde yönetmek.
Basit bir aday takip tablosu: etiketler (rol, kıdem, lokasyon, ilgi alanı)
Bir tablo (Google Sheets) bile başlangıç için yeterli olabilir. Şu alanlarla başlayın:
- Ad-soyad / LinkedIn URL
- Rol ailesi (ör. satış, yazılım, finans)
- Kıdem (junior/orta seviye/kıdemli gibi basit)
- Lokasyon / çalışma modeli tercihi
- Temas kaynağı (yorum, kaydetme, mesaj, etkinlik)
- İzin durumu (iletişime açık mı?)
- Not (kısa ve objektif)
Havuza ekleme tetikleyicileri: yorum, kaydetme, mesaj, etkinlik katılımı
“Havuza eklediğim” adayları seçerken tetikleyici belirlemek işinizi kolaylaştırır. Örneğin:
- Rolünüzle ilgili bir gönderiyi kaydettiyse (niyet sinyali)
- Yorumda spesifik soru sorduysa (değerlendirme sinyali)
- Mesajda CV/portföy paylaştıysa (yüksek niyet)
- Etkinliğe katıldıysa (topluluk sinyali)
İzinli iletişim: adaydan onay alma ve KVKK’ya uygun not tutma
İK’da güven, sadece içerikte değil, iletişim biçiminde de kurulur. Mesajda açıkça izin isteyin: “Sizi yetenek topluluğumuza ekleyip uygun roller çıktığında haber vermemi ister misiniz?” Notlarınızı kısa, objektif ve işle ilgili tutun; hassas kişisel veri toplamaktan kaçının. KVKK tarafında kurumunuzun hukuk/uyum yaklaşımıyla uyumlu ilerlemek en doğrusu olur.
LinkedIn’de İK içerik planı için paylaşım iskeletleri (uyarlayıp çoğaltın)
Yeni başlayanlar için örnek metinler, içerik üretimini kolaylaştırır. Aşağıdaki iskeletleri kendi rolünüze göre uyarlayın; her seferinde aynı kalıbı değil, aynı “sütunu” koruyun.
“Rol gerçekleri” şablonu
Metin iskeleti
Beklenti: [Rol] denince çoğu kişi [yaygın beklenti] sanıyor.
Gerçek: Bizde bu rolün en büyük kısmı [gerçek iş] ve başarı ölçütü [ölçüt].
Kimler için uygun? Eğer [özellik/alışkanlık] sizde varsa, bu rol iyi gelebilir.
Kimler zorlanır? [Zorlayıcı taraf] sizi yorar diyorsanız, konuşup netleştirelim.
Çağrı: “Bu rol sizde hangi soruyu doğurdu? Mesajla yazın.”
“Süreç şeffaflığı” şablonu
Metin iskeleti
Bu aralar en çok gelen soru: “Süreç nasıl işliyor?”
- [Adım 1: ön görüşme / kısa tanışma]
- [Adım 2: teknik/örnek çalışma / vaka]
- [Adım 3: ekip görüşmesi]
- [Adım 4: teklif / referans yaklaşımı (varsa)]
Değerlendirme kriteri: [2–3 madde, net]
Çağrı: “Başvurmadan önce rolü netleştirmek isterseniz mesaj atabilirsiniz.”
“Kültür ve ekip” şablonu
Metin iskeleti
Ekibimiz [ekip yapısı: ör. 1 lider + 4 uzman] şeklinde çalışıyor.
Çalışma biçimi: [hibrit/uzaktan/ofis] + [iletişim ritmi: haftalık plan, günlük kısa durum paylaşımı vb.]
Örnek proje: Yakın zamanda [proje türü] üzerinde çalıştık; bu rolde katkı [katkı alanı] olacak.
Çağrı: “Benzer projelerde çalıştıysanız profilinizi mesajla paylaşın; uygun rol olmasa bile havuzda tutabiliriz (izinli).”
LinkedIn’de İK içerik planı etkisini nasıl ölçersiniz?
İK içeriklerinde en sık hata, “gösterim arttı” diye sevinip havuzun büyüyüp büyümediğine bakmamaktır. Aday havuzu büyümesi, nitelikli sinyallerle anlaşılır. LinkedIn pazarlaması tarafında da raporlama, “görüntülenme”den çok davranışa bakınca anlam kazanır.
Gönderi sayılarını doğru okuma: gösterim değil, nitelikli etkileşim
Gösterim (içeriğin kaç kez görüntülendiği) tek başına iyi/kötü değildir. Aşağıdaki tablo, yorumlamayı kolaylaştırır:
| Sinyal | Genellikle ne anlatır? | Ne yapabilirsiniz? |
|---|---|---|
| Kaydetme | İçerik “referans” değerinde, niyet var | Benzer konuda devam içeriği üretin, çağrıyı mesaja bağlayın |
| Profil ziyareti | Merak ve değerlendirme aşaması | Profil başlığı/Öne çıkanlar/iletişim yolunu netleştirin |
| Yorum | Konuşma başlatma fırsatı | Yoruma soruyla dönün, mesaja davet edin |
| Mesaj | Yüksek niyet | Hızlı ve net yanıt; izinli havuz kaydı |
| Başvuru | Karar verilmiş | Başvuru sürecini şeffaflaştıran içerikleri artırın |
Profil ziyaretinden mesaja geçiş nasıl artırılır?
Profil ziyaretleri var ama mesaj gelmiyorsa, çoğu durumda sorun içerikte değil, profilin “sonraki adımı” göstermemesindedir. Şunlar işe yarar:
- Hakkında bölümüne tek cümlelik iletişim çağrısı eklemek (hangi roller için yazabilirler?)
- Öne çıkanlar kısmına “yetenek topluluğu” linki veya güncel rol sayfası koymak
- Paylaşımlarda tek çağrı kullanmak (hem form hem e-posta hem mesaj aynı anda olmasın)
Aylık kontrol tablosu: 5 satırlık basit rapor
Her ay aynı 5 satıra bakmak, LinkedIn’de İK içerik planı uygulamasını “hissetmek” yerine yönetmenizi sağlar:
- Toplam paylaşım sayısı (ritim tutuyor mu?)
- Toplam profil ziyareti (doğru kitle geliyor mu?)
- Toplam kaydetme (içerik değerli mi?)
- Toplam mesaj (konuşma başlıyor mu?)
- Havuza eklenen izinli aday sayısı (sistem çalışıyor mu?)
LinkedIn’de İK içerik planı ve Etkiprime yaklaşımı: yerel kitle + kademeli ilerleme
İK içeriklerinde hedef, “herkese görünmek” değil; Türkiye’deki doğru rol, sektör ve lokasyon sinyallerine sahip kişilere düzenli temas etmektir. Etkiprime’ın yaklaşımı da bu noktada, içerik ve aday havuzu sistemi oturduktan sonra dağıtımı daha kontrollü ve doğal bir ritimde güçlendirmeye odaklanır. Bu yaklaşım, LinkedIn pazarlaması tarafında da “doğru kitleye tutarlı temas” olarak özetlenir.
Yerel kitleyle daha doğru eşleşme: dil, sektör ve lokasyon sinyalleri
İşe alım içerikleri Türkçe yazıldığında bile, kitle sinyali karışabilir: farklı ülke, farklı sektör, farklı kıdem. Yerel dil ve bağlamla uyumlu bir kitleye temas etmek; yorumların niteliğini, mesajların uygunluğunu ve başvuru niyetini artırır. Bu, aday havuzunun kalitesini doğrudan etkiler.
Kademeli (drip-feed) büyümenin avantajı: doğal ritim ve tutarlı görünürlük
LinkedIn’de ani sıçramalar yerine kademeli teslimat (drip-feed) mantığı, içerik performansını daha stabil tutar: düzenli görünürlük, daha tutarlı etkileşim ve daha az “bir gün var, bir gün yok” dalgalanması. İK tarafında bu, havuzun da daha dengeli büyümesi demektir.
Ne zaman destek mantıklı? Önce sistem, sonra dağıtımı güçlendirme
Önce LinkedIn’de İK içerik planı otursun: profiliniz net, haftalık ritminiz var, mesajlar geliyor ve havuza ekleme süreci çalışıyor. Bu noktadan sonra, doğru kitleye daha fazla temas etmek için ek dağıtım desteği düşünmek anlamlı hâle gelir. Etkiprime’da bu amaçla kullanılan sayfalar arasında LinkedIn takipçi sayfası ve paylaşımların ilk temasını güçlendirmeye yönelik LinkedIn beğeni sayfası yer alır. Buradaki kritik nokta, büyümeyi ani bir sıçrama gibi değil, doğal bir ritimde ilerletmektir.
Sıkça Sorulan Sorular
İK olarak LinkedIn’de ne paylaşmalıyım, ilan dışında konu kalmıyor mu?
Kalıyor. Rol gerçekleri, süreç şeffaflığı, ekip çalışma biçimi ve kariyer gelişimi içerikleri ilanı “destekleyen” parçalar. İlan döneminde başvuruyu artırır; ilan yokken de aday havuzunu canlı tutar.
Şirket sayfası mı, kişisel profil mi daha iyi sonuç verir?
Çoğu durumda kişisel profil daha hızlı güven üretir; şirket sayfası ise kurumsal tutarlılık sağlar. En iyi senaryo, İK profesyonelinin kişisel profilden düzenli paylaşması ve şirket sayfasının bunu seçerek güçlendirmesidir.
Aday havuzu için mesaj atmak doğru mu, nasıl rahatsız etmeden yapılır?
Doğru, ama izinli ve bağlamlı olmalı. Adayın etkileşim verdiği bir içerik üzerinden yazın, kısa tutun ve “uygun roller çıktığında haber vermemi ister misiniz?” gibi açık bir onay isteyin.
Haftada kaç paylaşım yapmalıyım; az paylaşınca algoritma düşürür mü?
Algoritma “sayı”dan çok tutarlılık ve etkileşim sinyallerine bakar. Haftada 2–3 paylaşımı sürdürebiliyorsanız iyi bir başlangıçtır; daha azsa da düzenli kalmak, bir hafta çok paylaşıp sonra kaybolmaktan daha iyidir.
Yeni hesapla başlarken ilk dönemde hedef ne olmalı?
Takipçi hedefi yerine şu üç şeye odaklanın: profilin netleşmesi (başlık/hakkında/öne çıkanlar), içerik sütunlarının oturması (en az 2 sütunda düzenli paylaşım) ve ilk nitelikli sinyallerin gelmesi (kaydetme, profil ziyareti, birkaç mesaj).
Daha kurumsal ölçekte erişimi artırmak istiyorsanız, ekip içi görünürlüğü de düşünün: çalışan savunuculuğu (employee advocacy) yaklaşımı, İK içeriklerinin doğru kitleye daha doğal yayılmasına yardımcı olabilir.
Dış kaynaklar: LinkedIn’de profil ve içerik temelleri için LinkedIn Help Center; Türkiye’de işverenlerin aday havuzu yaklaşımına genel bakış için İŞKUR Aday Havuz Sistemi.

